Sığırlarda Şap Hastalığı

Şap hastalığı ülkemizde ciddi bir ekonomik kayıplara neden olan, oldukça önemli, bulaşıcı viral bir hastalıktır. Hastalık sığır, koyun, keçi gibi hayvanları etkilemektedir. Kültür ırkları ve melez ırklar bu hastalığa karşı yerli ırklara göre daha duyarlıdır. Hastalık yetişkin hayvanlarda nadiren ölüme neden olur. Fakat yavru ve genç hayvanlarda neden olduğu miyokardit nedeniyle veya anne hastalıktan etkilendiğinde meydana gelen süt ve beslenme eksikliği nedeniyle genellikle yüksek ölüm oranı vardır. Bu hastalık çok eski bir hastalıktır. 1546’da gözlemlenen bir hastalığın tanımı muhtemelen şap hastalığının tanımıdır. 

Sığırlarda şap hastalığı; ağızda, dilde ve dudaklarda, meme uçlarında ve tırnakların arasında kabarcık benzeri yaralar ve yüksek ateş le karakterizedir. Hastalık ciddi ekonomik kayıplara neden olur. Etkilenen hayvanların çoğunluğu iyileşirken, hastalık süreci hayvanların zayıflamasına ve verim kayıplarına neden olur. Şap hastalığı aynı zamanda ihbarı mecburi hayvan hastalıklarından birisidir.

Bu hastalığa neden olan mikroorganizma Picornaviridae ailesinden bir aftovirüstür. Dünya çapında farklı ülkelerde endemik olan yedi suş (A, O, C, SAT1, SAT2, SAT3 ve Asya1 suşları) bulunmaktadır. Her suş için bağışıklık sağlamak için spesifik bir aşı gerekir. Serotiplerin yedisi de yabani hayvanlarda da görülmüştür. Fakat yabani hayvanlar hastalığın devamında önemli bir rol oynamamaktadır. Bugüne kadar yaban hayatında teyit edilen tek rezervuar Afrika mandasıdır.

Şap Hastalığı – Bulaşma ve Yayılma

Bu hastalığa neden olan viral etkenler, enfekte hayvanların dışkı ve tüm vücut salgılarında bulunur ve bu salgılar ile çevreye yayılır. Virüs, hasta hayvan klinik belirtileri göstermeden 4 gün önce bile sütte ve semende bulunabilmektedir. Aynı zamanda kontamine olmuş alet, ekipmanlar ile de virüs bulaşabilmektedir. Sığırlarda sağ hastalığının bulaşma ve yayılması ile ilgili kritik bilgiler aşağıdaki gibidir.

  • Etken hasta olan hayvanın tüm vücut salgıları ile çevreye yayılır.
  • Virüs ile kontamine ahırlar, binalar ve araçlar hastalığın bulaşmasında etkilidir.
  • Yem, su, süt ve diğer biyolojik maddeler kontamine olarak hastalığın yayılmasında etkili olabilmektedir

Enfeksiyondan kurtulmuş olan hayvanlar bazen virüsü taşıyabilir ve yeni hastalık salgınlarını başlatabilir.

İnsanlara enfekte hayvanlarla temas yoluyla şap hastalığı bulaşabilir, ancak bu son derece nadir bir durumdur.

Şap Hastalığı – Klinik Belirtiler

Şap hastalığında ortaya çıkan klinik belirtiler ve klinik belirtilerin şiddeti virüsün türüne, hayvanın maruz kalma dozuna, yaşına, türüne ve bağışıklık durumuna göre değişmektedir. Duyarlı olan sürülerde morbidite yani hastalığın bulaşma oranı %100’e ulaşabilir. Mortalite yani ölüm oranı ise yetişkin hayvanlarda %1 ile %5 arasında değişmek ile beraber genç buzağılarda bu oran %20’lerin üzerine çıkabilmektedir. Hastalığın kuluçka süresi 2-14 gündür.

Sığırlarda hastalık durumunda karşımıza çıkan tipik klinik belirtiler; dilde, dudaklarda, ağız boşluğunda, burunda, ayak parmaklarının arasında, toynakların üstünde ve meme başlarında kabarcıkların ve keseciklerin oluşmasıdır. Bu lezyonlar topallığa ve hareket etme veya yemek yeme konusunda isteksizliğe neden olabilir. Genellikle kabarcıklar 7 gün içinde iyileşir. Fakat bazen bu lezyonlar ikincil bakteriyel enfeksiyonlara neden olabilir.

Sığırlarda şap hastalığında görülen bazı önemli belirtiler.

Diğer sık ​​görülen belirtiler arasında; ateş, depresyon, hipersalivasyon (tükürük salgısının artması), iştahsızlık, kilo kaybı, büyüme geriliği ve iyileşmeden sonra bile devam edebilen süt üretimindeki düşüş sayılabilir. Kronik olarak etkilenen hayvanların süt veriminde genel olarak %80’lik bir azalma olduğu bildirilmektedir. Annelerin enfekte olması durumunda genç buzağıların sağlığı süt eksikliği nedeniyle tehlikeye girebilir.

Özellikle genç buzağılarda multifokal miyokardit nedeniyle diğer belirtiler ortaya çıkmadan ölüm meydana gelebilir.

  • Yüksek Ateş
    • 2 ila 3 gün boyunca vücut sıcaklığında ciddi artış
  • Kabarcıklar ve Veziküller
    • Kabarcıklar dil ve dudaklarda, ağız içi ve çevresinde, meme bezlerinde ve toynakların çevresinde gelişebilir. Bu kabarcıklar berrak veya bulanık bir sıvı içerir.
  • Erozyonlar
    • Kabarcıklar patladığında, dağınık gevşek doku parçalarıyla çevrelenmiş ve aşınmış alanlar bırakırlar.
  • Aşırı Tükürük
    • Enfekte hayvanların tükürük miktarı artmıştır. Ayrıca tükürük yapışkan, köpüklü ve lifli olabilir.
  • İştah Kaybı
    • Ağız ve çevresindeki ağrılı kabarcıklar hayvanların daha az yemesine neden olabilir.
  • Topallık
    • Toynak ve tırnaklardaki lezyonlar topallık, hareket etme veya ayakta durma isteksizliğine neden olabilir.
  • Düşük
    • Hayvanlar düşük ve kısırlık yaşayabilir.
  • Süt Veriminde Azalma
    • Süt ineklerinin süt üretimi %80 kadar düşebilir.
  • Kalp Hastalığı ve Ani Ölüm
    • Bu belirtiler özellikle yeni doğan hayvanlarda yaygındır.

Şap Hastalığı – Tanı, Tedavi, Önleme ve Kontrol

Klinik belirtilere dayanarak hastalıktan şüphelenilebilir. Bununla birlikte veziküler stomatit ve veziküler ekzantem gibi diğer veziküler hastalıklardan klinik olarak ayırt etmek zordur. Bu nedenle şüphelenilen durumlarda laboratuvar testleri yoluyla doğrulanma gerekir.

Şap hastalığı kontrol stratejisinin uygulanması ülkeden ülkeye farklılık gösterir ve hastalığın epidemiyolojik durumuna bağlıdır. Genel olarak hayvan sahipleri ve üreticilerinin, virüsün girişini ve yayılmasını önlemek için biyogüvenlik uygulamalarını sürdürmeleri korunma ve önleme de esastır. Dikkat edilmesi gereken temek kurallar aşağıdaki gibidir.

  • İşletmeye giriş ve çıkışların kontrol altına alınması, giriş ve çıkışlarda dezenfeksiyon uygulamaları yapılması.
  • Yeni hayvanların mevcut sürülere kontrollü olarak dahil edilmesi.
  • Binalarının, araçlarının ve ekipmanlarının düzenli temizliği ve dezenfeksiyonunun yapılması.
  • Hastalıkların ve klinik belirtilerin izlenmesi ve doğru şekilde raporlanması.
  • Gübre ve diğer atıkların uygun şekilde bertaraf edilmesi.
  • Potansiyel olarak enfekte olmuş veya virüse maruz kalmış çiftlik hayvanlarının gözetimi ve takibinin yapılması.

Bu hastalığın kesin bir tedavisi yoktur. Hastalık durumunda belirtileri azaltmak ve lezyonları ortadan kaldırmak için çeşitli destekleyici tedaviler ve lokal ürünler kullanılabilmektedir.

Şap hastalığının durumuna bağlı olarak aşılama stratejileri belirlenmeli ve uygulanmalıdır. Ülkemizde de Tarım ve Orman Bakanlığı aracılığı ile aşılama faaliyetleri yürütülmektedir. Kullanılan aşılar, etki ve güvenlik açısından WOAH standartlarını karşılamalı ve aşıdaki suş veya suşlar ile saha suşları antijenik olarak eşleşmelidir. İnaktif virüsün aşılanmış hayvanlarda çoğalma özelliği olmadığından inaktif virüs aşılarının kullanılması önemlidir. Canlı virüs aşılarının kullanımı virülansa dönüş tehlikesi nedeniyle risklidir.

Bu viral hastalık Asya’nın çeşitli bölgelerinde, Afrika’nın ve Orta Doğu’nun çoğunda endemiktir. Latin Amerika’da ülkelerin çoğunluğu şap hastalığından ari kabul edilmektedir. Ayrıca Avustralya, Yeni Zelanda, Endonezya, Orta ve Kuzey Amerika ve Batı Avrupa kıtası şu anda şap hastalığından aridir. 

Sıkça Sorulan Sorular

Şap hastalığı olan hayvan nasıl anlaşılır?

Bu hastalığın en önemli belirtileri; ağız çevresinde, dilde, dudaklarda, tırnak çevresinde ve memedeki lezyonlardır. Bunun yanında yüksek ateş, iştahsızlık, verim düşüklüğü gibi genel belirtilere neden olur. Kesin teşhis için laboratuvar testleri gerekmektedir.

Şap hastalığı insana geçer mi?

Şap hastalığının insanlara bulaştığı vakalar dünyada bildirilmiştir. Fakat bu oldukça nadir görülen bir durumdur.

Şap hastalığı olan hayvanın eti yenirse ne olur?

Şap hastalığına sahip olan sığır etinin tüketilmesinde herhangi bir sakınca yoktur. Fakat her zaman olduğu gibi etin hazırlanma ve pişirilme süreci doğru şekilde yapılmalıdır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu